2007′nin en dori albümleri listemi yeniden bi düzenledim, birkaç ekleme çıkarma yaptım. işte son hali:
http://www.last.fm/user/kaostern/journal/2008/01/12/620739/
aslında liste yapmayı pek sevmem ama emir büyük yerden gelince yılın en iyi filmleri listemi yapmak durumunda kaldım. dergiden önce blogumda yazmayı bir görev bilirim.
2007′nin En Dori Filmleri
01. Planet Terror
02. Death Proof
03. Zodiac
04. Yumurta
05. The Host
06. Assassination of Jesse James
07. Das Leben Der Anderen
08. East of Bucharest
09. Sunshine
10. Eastern Promises
Bunlar kaçmaz dediklerim: 28 Weeks Later, Persepolis, Hot Fuzz, Superbad, The Fountain, Bug, Knocked Up, El Laberinto Del Fauno, Grbavica, Little Miss Sunshine, Perfume: Story of a Murderer, Bridge To Terabithia, 300, The Black Dahlia…
İzlemek istediğim / kaçırdığım filmler: 3:10 To Yuma, Adem’in Trenleri, Atonement, Zwartboek, Elizabeth: Golden Age, The Little Children, Lust, Caution, Sherrybaby, Surf’s Up…
Hayal kırıklıkları: Transformers, The Number 23, Evan Almighty, The Good Shepherd, Shrek The Third, Deja Vu, Yaşamın Kıyısında…
p.s. liste yapmayı sevmem dedim ama 2007′nin en iyi albümleri listemi yapıcam bu sene, kararlıyım. wörk in pırokres.
“maymundan geliyosak, o üç metre zıplıyo ben niye onbeş metre zıplamıyorum”
hüseyin üzmez (akit gazetesi)
epey eskiymiş bu tespit ama ben yeni gördüm. günüm şenlendi.
evet bir grup daha konserine gitme şerefine nail olamadan dağıldı: the hellacopters. 2005′teki albümlerini çıkarmadan önce web sitelerine “rock’n'roll is dead” yazmışlardı (albümün adıymış ama o), ben dahil bazı kerizler de “dağıldılar kesin” diye atlamıştık. neyse aradan 2 sene geçti aklımıza gelen başımıza geldi, iyi bok oldu. 13 ekimde dağılmışlar benim daha dün haberim oldu. konserlerine gitmesem bile orda bi yerlerde duruyorlardı, varlardı, en azından rahatlatıcı bir şey bu. işte tam bu noktada metin demirhan’dan bahsetmek lazım gelir. kendisini 2 hafta önce kaybettik. denizli’den istanbul’a gelip gittiğim zamanlarda mutlaka yanına uğrar, dükkanından o zamanlar ulaşamadığım filmleri falan alırdım, evil dead serisini, peter jackson’ın ilk filmlerini falan kendisinden aldım. ama maksat alışverişten ziyade sohbetti sanki. orda dakikalarca ayakta durup kendisinin palavrayla karışık hikayelerini, planlarını dinlemek acayip zevkliydi. trakya’da çekeceği zombi filmi, dünyayı kurtaran adam 2′nin ayrıntıları falan filan… sonra filmlere daha kolay ulaşır, atılgan’a daha az uğrar oldum, sonra da hiç uğramamaya başladım. oraya gitmesem bile kedilerin, posterlerin, çizgi romanların arasında demirhan’ın birisiyle sohbet ediyor olduğunu biliyordum ama. nasıl olsa istediğim zaman gidebilirdim oraya ben. istediğim zaman sohbet edebilirdim kendisiyle. hayır işte öyle olmuyormuş, meğer bir gün durduk yere beyin kanaması geçirebiliyormuşsunuz, hastanede yoğun bakımda sevdiklerinizi perişan edebiliyor, bir gün de aniden çekip gidebiliyormuşsunuz. giden de gelmiyor ki kodumun dünyasında.
edit: hellacopters dağılmamış ulan, götümden uydurmuşum resmen. rock am ring’te çıkacaklar babalar gibi. ama son albüm head off‘u yayınlayıp turneye çıktıktan sonra büyük ihtimalle dağılacaklarmış. samimiyetlerine inandığım için bu kararlarını yargılamak istemiyorum. dori.
